Kainat ve İnsan

Peygambersiz Hayat Anlamsız Olurdu -X-

Peygambersiz Hayat Anlamsız Olurdu -X- | Ha-Mim

Bir Metni ya da Konuşmayı Anlamada Altın Prensip: 4 M Kuralı

Bilindiği gibi “4 M kuralı” bir metni veya bir konuşmayı anlamak için M harfiyle başlayan 4 kelimeyi dikkate almayı ifade ediyor:

Bunlardan ilki “mütekellim” yani konuşanın kim olduğudur. İkincisi “muhatap” yani konuşulanın kim ya da kimler olduğu, üçüncüsü “makam” yani konuşanın hangi konumda olduğu, dördüncüsü de “maksat” yani konuşmanın hangi amaca bağlı olarak yapıldığıdır.

Konumuz açısından bu kuralın yani bu dört unsurun gerek mesaj (Kur’an) ile ve gerekse Elçinin uygulamaları ile ilgili olarak biz insanlara ulaşan kaynakları anlamaya çalışırken dikkate alınması zorunludur.

Kur’an’dan bir ayet okurken hiçbir zaman unutmamalıyız ki, konuşan kainatın ve benim Yaratıcımdır. Bir biyolog tarafından yazıldığı kapağında belirtilen bir kitabı elime aldığımda, “Peşinen bu kitap bir biyolog tarafından yazılmamıştır” ön yargısı ile okursam kitabın içeriğini saçmalıklarla dolu olarak görmek durumunda kalırım. “Biyolog olmayan birisi bunları bilemez” der ve yazılanları reddederim. Ne yapmam gerekir? Önce hiçbir ön yargıya kapılmadan bu kitabı elime almalıyım. “Madem bu kitap bir biyolog uzman tarafından yazıldığını iddia ediyor, o halde bakayım, gerçekten biyolojiyi bilen bir otorite kişi tarafından mı yazılmış?” derim, demeliyim. Hiç bir ön yargıya kapılmadan yazarın bu kitabın iddia ettiği özelliklere sahip olup olmadığını araştırırım. Benim biyoloji bilgim yok ise de bu kitabı yine bir biyolog tarafından yazılmadığı ön yargısına kapılmadan okumam gerekir. Bunun anlamının bu kitabı daha baştan ‘kesinlikle bu kitap bir biyolog tarafından yazılmıştır’ diye onaylamak demek olmadığını görmek hiç de zor değil.

Bunlardan ilki “mütekellim” yani konuşanın kim olduğudur. İkincisi “muhatap” yani konuşulanın kim ya da kimler olduğu, üçüncüsü “makam” yani konuşanın hangi konumda olduğu, dördüncüsü de “maksat” yani konuşmanın hangi amaca bağlı olarak yapıldığıdır.

Bir kişi Kur’an okurken de, eğer daha önce bir kanaate ulaşmamış ise, ön yargı ile bu kitabın ‘kainatın Yaratıcısının konuşmasını içerdiği’ iddiasını peşin bir hüküm ile reddetmesi değil, “Bir bakayım, kainatın Yaratıcısı olduğunu iddia edene layık bir konuşma mı bu?” diye karara ulaşmamış bir şekilde okumaya başlaması beklenir. Böyle bir okuma yapabilmek için ise, “Yaratıcı falan yok” peşin hükmüne da kapılınmaması gerektiği de bellidir. Fakat, “Madem bu kitap ‘kainatın Yaratıcısının konuşmasını içeriyorum’ diyorsa mutlaka öyledir,” diye okunmasını beklemek de yanlış olur.

Ben böyle bir ön kabule sahip olmasam bile, Kur’an’ın kendisini bu iddiasına göre okumalıyım. “Eğer sonsuz ilim sahibi olduğunu iddia eden konuşmacı, sonsuz ilim sahibi olsaydı böyle bir cümle söylemezdi” diyebiliyorsam, o takdirde bu kitap ile ilgilenmem. Fakat ben Kur’an’ı, “Bu, Yaratıcının kitabı diye iddia edilen kitap aslında bir insanın yazdığı kitaptır” kararımla okursam, okuduğum cümle bir insan tarafından bilinmesi mümkün olmayan bir konuyu ele alıyorsa ulaşacağım sonuç, “Bu konuda bir insan bunu bilemez, dolayısıyla yazar kafasından uyduruyor” derim. Kur’an bir insanın bilemeyeceği ve kendisine ‘gayb’ dediğimiz konularda sonsuz ilim sahibinin insanlara yaptığı konuşması olduğu için mutlaka 4 M kuralı dikkate alınarak okunmalıdır.

Sıradan bir insanın veya çocuğun emir verir gibi bana konuşmasına karşı benim tavrım yalnız gülüp geçmekten ibaret kalır. Bir trafik memurunun otomobil sürücüleri için verdiği bir emri, ben bir yaya olarak kendi üzerime almam. Bir okul müdürünün öğretmenlere yaptığı konuşma ile evde çocuğuna veya eşine yaptığı konuşma farklı değerlendirilmelidir. Bir arkadaşımın şaka olsun diye anlattığı bir fıkrayı, ben gerçekten olmuş bir olaydan bahsettiğini düşünerek fıkraya gülmek değil de, fıkrada geçen kahramanların yaşadıkları yeri, yaşları, gerçek isimlerinin neler olduğunu incelemeye kalkarsam “maksadı” dikkate almamakla yanlış bir değerlendirmeye tabi tutmuş olurum. Mesela, Kur’an’ın “Ben insanları Bana ibadet etsinler diye yarattım” (51:56) cümlesi insanları düşünmeye davet eder. İnsan bu cümleyi duyduktan sonra kim diyor bu cümleyi? diye sorar. Beni bilerek yarattığını iddia eden. İnsan başlar düşünmeye, “Gerçekten ben yaratıldım mı? Niçin yaratılmış olabilirim? İbadet etmek ne demektir? Neden ibadet etmek gibi bir görevim var deniyor? Gerçekten benim Yaratıcım bana böyle bir görev hatırlatma makamında mı? Ben kendim benim ne yapmam gerektiğini anlayamaz mıyım?” Bu gibi soruları sormadan bu metni okumak veya bu 4 unsuru dikkate almadan bir metni değerlendirmeye kalkmak kesinlikle yanlış bir tavır olur.

Elçiden nakledilen sözler veya davranış örneklerini değerlendirirken de bu “4 M kuralı”nı dikkate almadan okumaya kalkarsam yine yanlış bir tavır içindeyim demektir.

Elçiden nakledilen sözler veya davranış örneklerini değerlendirirken de bu “4 M kuralı”nı dikkate almadan okumaya kalkarsam yine yanlış bir tavır içindeyim demektir. Elçinin Yaratıcının görevlendirdiği bir kişi olduğu (Mütekellim,) bana Kur’an’daki mesajın bir insan olarak içinde yaratıldığı şartlarda uygulamasını yaptığı (Muhatap), bu uygulamanın evrensel kuralları içermesi gerektiği (Makam,) benim Yaratıcım ile kurmam gereken ilişkinin kendi hayat şartlarımda bir değerlendirmesini yapmam için (Maksat) böyle bir haber ile karşılaştığım dikkate alınarak okunmalıdır.

Yolculuğumuz devam ediyor.

Yazar hakkında

Ali Mermer

Ali Mermer, New York Şehir Üniversitesi, Queens'te din görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca çeşitli üniversitelerde Kuran çalışma gruplarını koordine etmektedir.

Yorum yazın