Kainat ve İnsan

Altı Boyutlu Dünyada Yaşama Denemesi

II. BOYUT:

Ben bir insanım, kendi gerçeğimi yadsıyamam, eğer böyle bir şey yaparsam, ben nasıl bir varlığım ki, kendimi affedemiyorum. Bilinçli bir insana incitici sözler söylesem yalnız o kişiyi değil, beni de incitiyor, rahatsız ediyor. Üzülüyorum, “Keşke yapmasaydım” diyorum. Ölü bir cesede hakaret etmek karşında bir tepki almıyorum, fakat bilinçli bir kişiden çok sert tepki alıyorum. Evren ölü bir ceset gibi olmadığını, onun benim ile anlam ilişkisi içinde olduğundan anlıyorum. Bana konuşan acaba alemin oluşum malzemesi olan atomları mıdır, değilse, onun varlık kaynağı var da bilinçli bir şekilde benimle alem aracılığı ile mi konuşuyor? Bu soru beni çok yakından ilgilendiriyor. Öyle ya, ben bir kitap ile baş başa olduğum zaman kağıtlar veya üzerindeki mürekkep izleri mi bana anlam aktarıyor? Değilse, kitabın bir yazarı olmalı değil mi? 

Hepimiz insanız, anlamlı bir ses duyduğumuzda bu sesin kaynağını arar, “Kim konuşuyor?” deriz. Konuşanı araştırırız. Ta ki, konuşana duyduğumuz sesin taşıdığı anlama bir karşılık verelim. Eğer konuşan tanıdığımız bir kişinin sesi ise, telefon konuşmasında olduğu gibi, örneğin, annem ile konuşuyorum telefonda, annem karşımda değil ama her ne kadar telefona konuşuyorsam da bilincimde farkındayım ki, annem ile konuşuyorum. “Telefon, sen bu ses ile bana bunu dedin ve ben de sana şöyle karşılık veriyorum”, demem. “Anneciğim, sen bana bunu dedin, ben de sana şöyle karşılık veriyorum”, derim. Elimde telefon, fakat karşımdaki muhatabım annem. Telefon yalnızca bir araç.

Elimde alem ve fakat karşımda o anlam yüklü alem aracılığı ile benimle konuşan bilinçli birisi olması gerekmez mi? Bu bilinçli birisi kim olabilir? Kitaptaki anlamlı kelime dizilişinin bir ‘yazarı’ olduğundan, aynanın içindeki yansıyanın, aslında gerçek bir ‘varlık’ olduğundan, telefondaki anlamlı ses dalgacıklarının konuşan bir ‘insanın konuşması’ olduğundan benim bir kuşkum yok. Kitabın bir yazarı, aynada yansıyan gerçek bir varlık, telefondaki konuşmayı yapan bir kişi olması aklen zorunlu. Bu evren ile benimle konuşan kim olabilir, diye sorguladığımda, kitabı kitap yapan yazar, yansıması olan gerçek obje, konuşmayı konuşma yapan gerçek kişi, evren ile benimle konuşan da ancak ‘evreni var eden’ kişi olması aklen zorunlu değil midir? Bu soruya benim cevabım, kaçınılmaz olarak “Evet” oluyor!

Demek ki, şu sonuca özgür düşünen bir insan olarak ulaşmak kaçınılmazdır: Bu evren aslında bir var edicisinin tanınması için bir aracı olmaktan öte bir varlığa sahip değildir. Evreni Yaratan, evren aracılığı ile benimle konuşuyor. Biliyoruz ki, bir kitabın yazarı kitabın içinde aranmaz; fakat kitap, yazarının varlığının ve bilgisinin tanığıdır. Aynadaki yansımanın gerçek objesi ayna içinde aranmaz; objenin aynanın dışında olduğuna aynanın kendisi tanıktır. Telefon veya ses dalgaları o dalgalardaki anlamlı konuşmayı yapan bilinçli bir kişinin olduğuna ve o kişinin bana bir mesaj iletmek istediğine tanıklık eder. Konuşmayı yapanın telefonun içinde veya ses dalgalarının içinde aranmayacağını her insan, eğer bir düşünme özürlülüğü söz konusu değilse, benimser, onaylar.

NOT: Türkçede bu varlık kaynağına “Evrenin Yaratıcısı” boyutu denir. Kur’an dilinde ise “Allah” denir.

Yazar hakkında

Ali Mermer

Ali Mermer, New York Şehir Üniversitesi, Queens'te din görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca çeşitli üniversitelerde Kuran çalışma gruplarını koordine etmektedir.

Yorum yazın