25 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – IV

İmkan delili (4. Bölüm)

“Zira hiçbir nev-i müteselsil, ezelî değildir. ‘İmkân’ bırakmaz.” Bu, basite alınmaması gereken önemli bir cümledir, yanlış anlaşıldığında itirazlar gelebilir. İmkan bırakmaz, dediğinde kelam ilminde, imkan delili, hudus delili diye anılan konuya referans verilir. İmkan delilinin içeriğini incelememiz gerekir. İmkan delilini kısaca şöyle özetleyebiliriz: Bir mevcudun bir halden diğer bir hale geçişinde, yani hangi hale geçme ihtimalini düşündüğümüzde kainat çapında genişliği olan bir imkan dairesi olabilir. “Şu da olabilirdi, bu da olabilirdi” diye kainatın partikülleri adedince imkan dairesi önümüze çıkar. Bir partikül kendinin geleceğine ait en müsait en münasip olan neticeyi verecek bir pozisyonda ortaya çıkar. (Kendisi mi çıkıyor, Yaratıcısı mı çıkarıyor, daha sonra ulaşılacak bir sonuçtur.) Bu partikülün, sayısız imkan içinde kendisinin görev yapacağı ya da görev yaptırılacağı en mükemmel pozisyona gelmesinin nedeni, bizzat kendisinin tercihi olabilir mi, yoksa onu ve bütün kainatı bilip, o bütün kainattaki düzeni tasarrufu altında bulunduran mutlak olan (kainat cinsinden olmayan, kainatın parçaları gibi olmayan) Şuurlu bir Zatın tercihi midir? O partikülün varlığının bu yeni pozisyonda orijinal olarak ilk defa varlığını, “Bu şekilde olsun”, diye karar altına alan bir karar merkezi olması gerekir. Bu karar merkezinin tercihiyle o partikül orada bulunur.

Partikülün yeni pozisyonunda nasıl oluşuyor olduğunu gözlemliyorum ama karar merciinin buna nasıl vücud verdiğini gözlemleyemiyorum. Ben sadece sonucu gözlemliyorum. Yepyeni bir alemin içinde bir partikülün nasıl bir pozisyonda var edildiğini gözlemleyebiliyorum. Fakat partikülün orijinal olarak varlığını tercih eden kaynağın onu yeni pozisyonunda nasıl var ettiğini gözlemleyemiyorum. Çünkü onu nasıl var ettiğini gözlemlemem için hem mutlak olanı görmem, müşahede etmem hem de o mutlak olanın nasıl böyle bir şey yaptığını gözlemlemem gerekir. Halbuki mutlak olanı gözlemlemem mümkün değildir. O kainat cinsinden olmadığı için Yaratıcının nasıl yarattığı üzerinde düşünmek mümkün değildir. Bir partikülün nasıl olduğunu, nasıl varlık aleminde göründüğünü, nasıl tezahür ettiğini, benim karşımda nasıl sergileniyor olduğunu gözlemliyorum. O partikülün bir halden diğer bir hale geçerken, o yeni halin bir sonraki ve bir önceki haline göre fonksiyonlarını, görevlerini nasıl ifa ettiğini görüyorum. Mesela bir kuşun bedenindeki partikül, kuşun var ediliş maksadına en uygun pozisyonda nasıl olması gerekiyorsa onun tercihi yapılarak varlık veriliyor. O partiküle bakıyorum “Bu tercihi sen yapabilir misin?” diye sorduğumda herkesin bildiği cevabı alıyorum: Bir partikülü alıp nereye koyarsanız orada durur. Elektronlara ‘dön’ denildiği için dönerek hareket ederler. Elektronun kendisinin “Ben böyle dönmeyeceğim, şöyle döneceğim ve şu atomda olacağım” şeklinde ne bir tercihi, ne ilmi, ne gücü vardır. “Kendi vücudumu kendim yapacak bir özellik kendimde görmüyorum ama yapılıyorum” diyen elektron, hal diliyle var edildiğini anlatır. Mesela bir bina tuğlalarla yapılır, o tuğlalar binayı yapacak özellikte değildir. Ya tuğlalar binayı yapar ya da binayı yapan, tuğlalara da vücud verir ve o tuğlaların binanın neresinde olacağına karar verir. Tuğlanın birine, burada bulanacaksın, diğerine, şurada bulunacaksın, diyerek binayı yaptığını görürüz. Tuğlaların kendilerini var edemediklerini ve kendilerine belli bir pozisyonda bulunmaları için tercih yapacak hakları olmadığını gösterir. Bu duruma, çok ana hatlarıyla, imkan delili deniyor.

Hiçbir nev-i müteselsil ezeli değildir. Mesela kuştan yumurta çıkar, yumurtadan da kuş çıkar, böyle bir nev-i müteselsil görürüz. Hiçbir nev-i müteselsil ezeli değildir, imkan bırakmaz. Yani birisi diğerini, o da öbürünü, o da öbürünü yapıyor değildir. Ta ki, bir andan diğer bir ana geçişte tercih yapma özelliğine sahip olmadığı için “Ben onu yapıyorum” diyebilsin. Tercih yapma özelliğine sahip olmadığı için (tercih yapabilecek özellik görmediğimiz için), öyle yapılıyor olduğunu gördüğümüz için böyle geldi böyle gider diyemeyiz. Kuşun kendisinde veya zerrelerinde “Ben böyle olacağım” diyen bir özellik görülmez. Kuş, her bir anında böyle özelliklere sahip olmadığını söylerken, aynı zamanda her bir andaki varlığında görülen özelliklerin kendilerini sonuna kadar devam ettirme özelliğine sahip olmadıklarını da söyler. Kuşun oluşumunda kullanılan partiküller, atomlar tercihlerini kendileri yaparak kuşu oluşturmaz. Bu durumu dikkatli bir nazarla gözlemlemek gerekir. Aksi takdirde birazcık dikkatsiz bir nazarla, insan nevinin çocuklarıyla devam ettiğini söylemek, konuyu çok yüzeysel bir argüman düzeyine düşürmek anlamına gelir. Sanki anne bebeğe varlık veriyormuş gibi konuşmak anlamsızdır. Gözlemlediğimiz dünyada teselsülün mümkün olduğunu söyleyebilmek için mantığımızı reddetmemiz gerekir.

“Nev-i mütevassıtın silsilesi devam etmez” cümlesini, ‘’At ile eşek birleştiğinde katır dünyaya gelir onun da nesli devam etmez,’’ diye açıklamak yeterli değildir. Katırın bu şekilde yaratılışı Allah’ın sünnetidir. Kainatın yaratılışından anlıyoruz ki atla eşek birleşmesinden katır yaratılır ve katırın da soyu devam etmez. Fakat bir genel kural olarak konuşulduğunda, “Zira hiçbir nev-i müteselsil, ezelî değildir. ‘İmkân’ bırakmaz,” cümlesinin analizi yapıldığı şekliyle açıklanması gerekir. Zaten hiçbir şeyin varlığı diğer bir varlığa dayandırılarak izahı mantıken mümkün değildir.

Not: Bu yazı serisi 2015 yılında Ali Mermer tarafından yapılan “Muhakemat, 3. Makale, Unsuru’l-Akîde” derslerinde Fatma Özten tarafından alınan notlardan oluşmaktadır. İfadeler, ders esnasında kullanılmış olup, yer yer aynı, yer yer de yaklaşık olarak aynı manaya gelecek kelimeler yazılmıştır. Yazı, son olarak Ha-Mim tarafından düzenlenerek yayınlanmıştır. Yapılan derslerin ses kayıtlarına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Diğer Bölümler: 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14

Email this to someonePrint this pageShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest

Fikrinizi Paylaşın