Usûle Dair Kainat ve İnsan Kur'an Okumaları

Hz Eyyub (as) Kıssasında Kendimi Buldum – 1. Bölüm

Mesela on liramı kaybetsem, ve Rabbimi ve kendi gerçekliğimi hatıra getirmeden şuursuzca sırf on bin on liram olsun diye, on liramı geri isteyerek dua etsem, buradaki problem benim ibadet halinden uzak, sırf maddi menfaat gözeten bir halde bulunmam olur. Güya Allah’tan istiyorum ama O’nunla aramdaki bağın farkında değilim. On liramı kaybedişimi, Rabbime dönüp O’nun cömertliğini, benim O’na muhtaç olduğumu bana hatırlatan, ve bunu O’na itiraf ettiğim bir vesile olarak görmüyorum. Bu yüzden ibadet halinde olmak çok önemli. Hayatımızda bizi her zaman ilgilendiren çok önemli bir meseledir. 

Sırf maddi menfaatimiz için Rabbimizden birşey istemek yerine, bu durumu her türlü ihtiyacımın karşılayıcısı olduğunu bildiğim Yaratıcımla ilişki kurmak için bir fırsat olarak kullanmalıyım. Ben kimim? O kimdir? Bu kıssadan aldığımız en önemli mesaj budur. Diğer âlimlerin çalışmalarından da faydalanarak böyle bir sonuca ulaşıyoruz.

Bir diğer önemli mesaj ise şudur: Bir hırsız, önceden belirlediği bir eve girmeyi planladığı zaman ne yapar? Belirli bir vakit seçer, bir strateji belirler ki kimseye yakalanmadan eve girip kıymetli şeyleri alıp kaçabilsin. Bununla neyi hedefler? Kimsenin onu görmemesini, yakalanmamayı, polisin eline düşmemeyi, ve en önemlisi de mahkemeye çıkarılmamayı hedefler. Adalet yerini bulmasın ve çaldığı şeyler yanına kâr kalsın ister. Bir günah işlemenin böyle bir sonucu oluyor. Bir günah işleyen, “Bu günahtan dolayı cezalandırılmasam olmaz mıydı,” diye düşünmeye başlıyor. Halbuki din diyor ki her yerde melekler var, Allah her yerde, her şeyi Yaratan, her şeyi görüyor ve biliyor. Günah işleyen, “Beni görmese olmaz mıydı,” diye düşünmeye başlıyor. Bu his, içinde büyümeye başlıyor ve günah işlemekte devam ediyor. “Allah varsa bile ceza olmasaydı,” demeye başlıyor. Yani bir günah işlemenin sonunda bir mahkeme olmasaydı, adalet yerini bulmasaydı, demeye başlıyor. Fakat Allah, “Suçlulara cezasını vereceğim,” diyor. Bu sefer, suç işleyen, “Allah aklıma gelmese daha rahat ederdim,” diye düşünmeye başlıyor. Bu hissi büyüyor, büyüyor ve Allah’ın varlığını inkar etmeye kadar gidiyor. “Bu din, insanların bir uydurmasıdır,” demeye kadar gidiyor. Bu meyil insanı yavaş yavaş tesiri altına alıp uyuşturuyor. Hırsızlık yapmak ayrı konudur, tövbe etmediğimiz takdirde bizi götürdüğü sonuç ise çok farklı bir yerdir. Biri haramdır, tövbe ile affedilebilir iken, diğeri, inkardır, ve affedilemez, çünkü inkar eden af dilenecek kaynağı reddetmiştir. Yani, inkarıyla kendini af dileyemez hale getirmiştir.

Bu konuya gelmemizin sebebi şudur: Çok şükür şu an sağlığımızı ya da maddi durumumuzu tehdit eden bir musibetten muzdarip değiliz. Diyelim ki başımız ağrımıyor, karnımız tok, kalbimiz, ciğerlerimiz, böbreklerimiz mükemmel çalışıyor. Bu durumda kendimizi bir şeye muhtaç hissetmeyebiliriz ve Yaratıcımıza yönelip O’nunla iletişim kurmak için bir sebep görmeyebiliriz. Halbuki fiziksel olarak bir musibetten muzdarip olmasak da, büyük ihtimalle ihmalkarlıklarımız, günahlarımız, isyankar davranışlarımız, unutkanlığımız, gafletimiz çoktur. Rabbimizi hatıra getirmemek, O’na karşı sorumluluğumuzu unutmak, her yaşadığımız olayda O’nunla bağ kurup şükür etmemek gibi bir çok problemimiz vardır. Bu durumda bizden ne bekleniyor?

Ben bir günah işlediğimde, –ki bununla adam öldürmek, hırsızlık yapmak, alkol kullanmak, kumar oynamak gibi şeyleri kastetmiyorum– gaflet, Allah’ın bize olan keremini, merhametini takdir etmemek gibi hallere düştüğümde, Allah’ın varlığını inkar etmediğim halde, içimde bir meyil büyümeye başlıyor. Bir hata yaptığımda, bu hatanın sonuçlarıyla karşılaşacağım demektir. “Şimdi ne yapacağım? Keşke bu halde olmasaydım. Aslında bu din denen şey benim hayatımı kısıtlıyor. Acaba doğru mu ki? 1400 yıl önce çöl şartlarında yaşayan bir adamın Allah’tan vahiy aldığını söylemesiyle başlıyor. Ama doğru mu değil mi nereden bilebilirim?”

Günah işlemenin getirdiği ağırlık, beni Rabbimden uzaklaştırmaya başlıyor. O’nu mümkün olduğunca uzak görüp hayatımdaki varlığını gözardı etmeye itiyor. İşte bu yüzden dikkatli olmalıyım. Bu yüzden, parmağım hafifçe sıyrılsa bile Allah’a dönmeliyim ve O’ndan merhametli bir muameleyle iyileşme istemeliyim. Kendi yerimi, halimi bilmeli ve teslim etmeliyim.

Yazar hakkında

Ha-Mim

Yorum yazın