Aynı şekilde küçük bir hata yapsam, bir günah işlesem, “beyaz yalan” denilen yalanlardan söylesem, hatamı anlar anlamaz Allah’a dönmeliyim. Hatamı saklamak ve arkasında durmak yerine, cesurca hatam ile yüzleşmeli ve hemen tövbe edip bağışlanma dilemeliyim. En küçük bir günahı dahi işlesem hemen “Allah’ım beni bağışla, ben hata ettim, unutkanlık, ihmalkarlıkta bulundum,” diye hatamı kabullenmeli ve bunu, Yaratıcımla bir iletişime geçme vesilesi olarak değerlendirmeliyim. Bu iletişim ise günah işlemenin bize kaybettirdiklerinden çok daha kıymetlidir. Af dilemek, Allah’a dönmek çok kıymetlidir. Eğer günah işlemek bize on kaybettirdiyse, Allah’tan bağışlanma dilemek yüz kazandırır. Kazanan biz oluruz, tek yapmamız gereken Rabbimize dönmek. Bu kıssadan bunu öğreniyoruz. Rabbimize hemen dönmeliyiz, dayanamayacak bir hale gelene kadar, artık Rabbimizle bağ kuramayacak bir hale gelene kadar beklememeliyiz. Fakat maddi menfaat için değil. Bu olayı, Allah’a dönmek için bir vesile olarak kullanmalıyız. Bu çok önemli pratik bir yoldur, ben çok kıymetli buldum ve sizinle paylaşmak istedim.
Mesela bir adam, sevdiğinin evine gidiyor. Geri dönerken, orada bir şey unuttuğunu fark ediyor. Ama bu, geri dönüp sevdiği insanı tekrar görmek için iyi bir fırsattır.
Sevdiklerimizle iletişimi sürdürmek istiyorsak, onlarla muhatabiyeti devam ettirmek için her fırsatın kıymetini bilmek gerekir.
Rabbimizle iletişimi sürdürmek için de her fırsatın kıymetini bilmeliyiz. Eyyub (as) örneği bize bilerek günah işleyip sonra da tövbe ederek daha çok kazançlı çıkacağımızı öğretmek için değildir. Fakat hata ile günah işlediğimizde, günaha taraftar olmayıp fakat kusurumuzdan dolayı hataya düştüğümüzde, bunu Allah’a dönmek için bir vesile olarak kullanmayı öğretmek içindir. Bu kıssadan bunu öğreniyoruz.
“Ve ente erhamurrahimin” diyoruz. “Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Merhametin hadsizdir. Kaybettiğim on lirayı bana geri vermek Senin için çok kolaydır. Bu olay, Sana dönmem için bana verilmiş bir fırsattır.”
Yaratıcımızla yakın ve samimi bir ilişki içinde olmanın kıymetini anlamamız gerekiyor.
Allah bize ne verirse O’na şükretmeliyiz, fakat Hz Eyyub’un kıssasında negatif yönde bir örnek var. Yani fiziksel bir musibetle karşılaşıyor. O musibeti yalnızca Allah’ın gidereceğini ve O’na yönelmek gerektiğini öğreniyoruz, bu olaya kötü diyemeyiz; Allah ile iletişim kurmak için güzel bir fırsattır, nasıl kötü bir şey diyebilirim?



