Usûle Dair Kainat ve İnsan Kur'an Okumaları

Hz Eyyub (as) Kıssasında Kendimi Buldum – 3. Bölüm

Kur’an’da durr  ضُّرُّ diye geçen, bize acı veren, hoşlanmadığımız bir şeyle karşılaştığımızda, bunu “kötü” bir şey diye nitelemek doğru ve gerçekçi olmuyor. Hayır, bu kötü bir şey değildir, bu tecrübe, hayatın kıymetini anlamama ve Yaratıcımın farklı özelliklerini tanımama vesile oluyor. Ne kadar güzel planlanmış bir eğitim imkanı olduğunu anlıyoruz. 

Bu durumda sabırlı olmak ne anlama geliyor? 

Kur’an, Hz Eyyub’u, elindeki her şeyi kaybetmiş en uç bir örnek olarak gösteriyor. Fakat her insan öldüğünde, elindeki her şey ondan alınmayacak mı? Bu dünyadaki hayatımızın sonunda, Hz Eyyub’un kaybettiklerinden bile daha fazla şeyden ayrılacağız. 

Bir musibet bize dokunduğunda, acı duyduğumuzda, ne yapacağız? Sabırla karşılamak ne demektir?

Öncelikle, bu acıyı tecrübe ettiğim şu ana odaklanmalıyım. Geçmişe dönüp, “İki haftadır kalkamadım, her yerim ağrıyor, doktorlar bir ay daha yatacaksın dedi, bir ay daha nasıl dayanacağım?” gibi düşüncelerle şu anki gücümü dağıtmamalıyım. Geçmiştekiler, şu an gerçek değil artık benim için. Gerçekte, sadece şu anda tecrübe ettiğim ağrıya sabretmem gerekiyor. Sabrımı geçmiş ve geleceğe dağıtmazsam, şu ana yettiğini göreceğim. 

Ağlayan küçük bir çocuğun dikkatini dağıtmak için annesi ilgi çekici bir şeyler gösterip çocuğun dikkatini başka bir konuya çeker. Böyle yapınca çocuğun duyduğu ağrı geçmese de daha katlanılabilir hale gelir. 

İnsan dikkatini şu ana verse, acı ya da musibete dayanmak çok kolaylaşır. Bu, sabrın bir yönüydü.

Bir başka yönü ise, musibet ve acılardan bağımsız, hayatta ne yaparsak yapalım ilerleme kaydedebilmek ve sonuç alabilmek için sabır göstermemiz gerekir. Bir eşyayı tamir etmek ve yeni bir konuyu öğrenmek gibi süreçlerde, hangi aşamada bulunuyorsak, o aşamanın gerektirdiklerine riayet edip sabırlı olmalıyız. Yoksa merdivenleri beş- on- on beş basamak atlayarak çıkmaya çalışsam, düşerim ve sarf ettiğim çabalar da boşa gider; ilerleme kaydedemem. Evrenin yaratılış düzenine uymakta sabır göstermenin aslında, Yaratıcının Sonsuz İradesi ile koyduğu kurallara uymak olduğunun bilincinde olursak, Yaratıcıya itaat ile ibadet ettiğimizi fark ederiz. Sabır bu anlamda düzene uymaya yardımcı olur ve sonuç itibariyle ibadet bilincini geliştirir. 

Sırtımda ağır bir yükle merdivenlerden çıkmam gerekiyor diyelim. Merdivenin en altından, en üstteki basamağa baksam, “Ne kadar dik ve uzun bir merdiven! Nasıl çıkayım ben bunu,” diye düşünsem, kendi gücümü ve dikkatimi dağıtırım.

Halbuki yükü sırtlanıp “Şimdi ayağımı ilk basamağa atacağım,” desem, bunu yapmak kolaydır. Sonra, “Şimdi ayağımı bir sonraki basamağa atacağım,” desem, bunu yapmak da kolaydır. Üç, dört, beş… derken merdivenin sonuna gelirim. 

Hz Eyyub (as) Kıssasında Kendimi Buldum - 3. Bölüm | Ha-Mim

Bu sırada durup, geriye bakıp, “Tam on beş basamak çıkmışım, ileride de daha çok var,” gibi düşüncelerle konsantrasyonumu bozsam ve işi kendime zorlaştırsam, yine hata ederim. Sadece şu an çıkmam gereken basamağa odaklanmalıyım. Bu evren öyle yaratılmış ki, bu evrendeki düzenin, birtakım aşamalara ve adımlara göre işlediğini görüyoruz. 

Yaratıcımız tarafından takdir edilen bu evrendeki düzen vasıtasıyla öğreniyoruz ki, yapmak istediğimiz işi, sırayla gerekli adımlara uyarak yapmalıyız. Herhangi bir aşamada sabrımızı kaybedip gerekli adımların bir kısmını atlamaya çalışırsak ne olur?

Mesela bir bilgisayar üretiliyor diyelim, bu projeyle ilgili bütün mühendislik ve tasarım planları çizilir; her şey birbiriyle bağlantılıdır ve bu bağlantılara riayet edilmesi gerekir. Bu sürece dair bir adım bile yerine getirilmediğinde üretilen bilgisayar çalışmaz, işlemez. Bin aşamalı bir projede, bir aşama atlansa, bu proje tamamlanmaz. Burada sabır, uyulması gereken bin adıma sırasıyla riayet etme sabrını göstermektir. 

Bu evrendeki düzene göre, bir iş yapmak istiyorsak, bunun adımları, takip edilecek aşamalar bellidir. Birer birer bu aşamalara riayet ettiğimizde, başarılı olacağımızı göreceğiz. Bu da sabır ile ilgili ikinci bir noktadır.

Evrendeki düzene göre gereken aşamalara uyarken, bu düzeni Yaratanın iradesine uyduğumun farkındaysam, kendi cüz’i irademi O’nun iradesine teslim ediyorum demektir; bu ise Allah’a ibadet etmekten başka bir şey değildir. Bu aşamalara uymamı Yaratıcım benden istiyor demektir, ben de bu adımlara riayet ederken, Yaratıcımın iradesine uyuyorum. O’nun takdir ettiği düzene uyarak, O’nun iradesine uymuş oluyorum, bu ise O’na kulluk etmek demek olmuyor mu? 

Yazar hakkında

Ha-Mim

Yorum yazın