YAZILAR

İnsana Verilen Sıkıntılar

İnsana Verilen Sıkıntılar

Abdullah Berâ – 2. Lem’a’dan: Şâfî ismi hastalığı istediği gibi, Rezzak ismi de açlığı iktiza ediyor, ve hâkezâ… İnsanın aklına şöyle bir düşünce gelebiliyor. Allah’u Teâla zaten kitabında bütün isimlerini zikretmiş, “ben Şafi’yim, ben Muhyi’yim, ben Rezzak’ım” vs. demiş. Bizim musibetlere maruz kalmamıza ne gerek vardı, Kur’an’ı okuyarak tanıyamaz mıydık değişik isimleriyle Rabbimizi? Hayır. İnsan […]

“İlmî Çalışma” Ne Demek?

“İlmî Çalışma” Ne Demek?

Doktora çalışması yapmak, daha önce söylenilenlere, kendi çağındaki şartlar dahilinde ihtisaslaşarak, bir ileri noktada bir şeyler söylemek ve çözüm üretmektir. Bu demek değildir ki, daha önce söylenilenleri, mesela, İbni Sina’yı aştık. İbni Sina hala ilim dünyasında önemini korur. Herkes zamanının çocuğudur. Herkes kendi şartlarında “özel” olarak yaratılmıştır. Nursi’ye gelince: Nursi düsturlar koymuştur, ”ilim” yapmamıştır. Sırf […]

Kelebek Etkisi ve İslam’daki Bereket Kavramı

Kelebek Etkisi ve İslam’daki Bereket Kavramı

Fizikçiler uzunca bir süredir “kelebek etkisi”nden söz ediyor.  Okyanusun bu yakasında bir kelebeğin kanat çırpışı karşı kıyıda bir fırtınaya neden olabilir. Bu işin Türkçesi “bardağı taşıran son damla” deyimidir. Kâinatta öyle bir mizan var ki, bir bardak suyun hangi son damla ile taşacağını bilemeyiz. Sonuçta bardak taşar; ciddi bir kırılmadır bu; nedeni ise hiç umulmadık bir şeydir; […]

Rızık için Çalışmak

Rızık için Çalışmak

Yirmisekizinci Lem’a’dan (22. Nüktenin, ikinci nüktesi) bir alıntı ve bu alıntıyla ilgili yorumlar…   “Cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum; Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan Allah’tır” Zâriyât Sûresi, 51:56-58. Şu âyet-i kerimenin zâhir mânâsı çok tefsirlerin beyanına göre […]

Kur’an’ı Okumak ile Kâinatı Okumak Arasındaki Usul Farklılığı

Kur’an’ı Okumak ile Kâinatı Okumak Arasındaki Usul Farklılığı

Kur’an, kâinatın ve benim Yaratıcımın sözü olduğunu söyleyen bu kitap, “şimdi-burada bu cümlesiyle (ayet) bana ne diyor?” diye okunur. Kâinat ise, “bu varlık (ayet), şimdi-burada bu haliyle bana ne diyor?” diye okunur. İki kaynağın aynı sonuçta buluşmasıdır iman. Mutlaka dikkat ediyorsunuzdur, ama yine de tekrarda fayda var: Kur’an, Allah kelamıdır, diye okunurken; kâinat, bizim önümüze […]

28 Şubat 2014 0 Yorum Devamı →
“Cahim”i “Tekasur” İçinde Görmek

“Cahim”i “Tekasur” İçinde Görmek

Kur’an’daki Cehennem veya Cennet tasvirlerinin genellikle, “biz öldükten sonra başımıza gelecek hallerin bize bildirilmesi olarak” anlaşıldığını görüyoruz. Evet, öncelikle Allah’ı isimleriyle tanımak lazım. Fakat mesele böyle bir genelleme ile çözülemez. Böyle bir tanımanın nasıl gerçekleşeceğini konuşmak gerekiyor. Kur’an’a yaklaşımımızı gözden geçirelim öncelikle. Kur’an, benim Yaratıcımın bana, bu dünyayı nasıl anlayacağımı, varlığımı nasıl anlamlandıracağımı ve ondan sonra […]

21 Şubat 2014 0 Yorum Devamı →

DERSLER

Her zaman dönüm noktasındayız
10 Şubat 2014 2 Yorum Devamı →
Mesnevi-i Nuriye, Zerre, 9.Ders

Mesnevi-i Nuriye, Zerre, 9.Ders

Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zât-ı Kayyûma dayan. Senin mevcudiyetinden dokuz yüz doksan dokuz parça Onun uhdesindedir. Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da Onun hazinesine at ki rahat olasın. http://erisale.com/#content.tr.5.241

23 Mart 2013 2 Yorum Devamı →
32.Söz, 43.Ders

32.Söz, 43.Ders

DÖRDÜNCÜ REMİZ: Birşeyin lezzeti, hüsnü, cemâli, emsal ve ezdâdına bakmaktan ziyade, mazharlarına bakarlar. Meselâ, kerem güzel ve hoş bir sıfattır. Kerîm olan zât, başka mükrimlere tefevvuk cihetiyle aldığı lezzet-i nisbiyeden bin defa daha hoş bir lezzeti, ikram ettiği adamların telezzüzleriyle, ferahlarıyla alır. Hem bir şefkat ve merhamet sahibi, şefkat ettiği mahlûkların istirahatleri derecesinde hakikî bir […]

4 Şubat 2013 1 Yorum Devamı →
Mesnevi-i Nuriye, Zerre, 3.Ders

Mesnevi-i Nuriye, Zerre, 3.Ders

İ’lem eyyühe’l-aziz! İnsan, hikmetle yapılmış bir masnûdur. Ve Sâniin gayet hakîm olduğuna, yaptığı vuzuh-u delâletle, sanki mücessem bir hikmet-i nakkaşedir. Tecessüd etmiş bir ilm-i muhtardır. İncimad etmiş bir kudret-i basîre olduğu gibi, öyle bir fiilin mahsulüdür ki, istidadı irade ettiği şeyi kendisine veriyor. Öyle bir in’âm ve ihsanın kesîfidir ki, bütün hâcâtına vakıftır. Öyle bir […]

2 Şubat 2013 0 Yorum Devamı →
Sünuhat, 17.Ders

Sünuhat, 17.Ders

وَلاَ يَتَّخِذْ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللهِ Binler nüktesinden bir nükte: Sofiye meşrebinden kat-ı nazar, İslâmiyet vasıtayı red, delili kabul ve vesileyi nefiy, imamı ispat eder. Başka din vasıtayı kabul eder. Bu sırra binaendir ki, Hıristiyanda servet ve rütbece yüksek olanlar, ziyade dindardır. İslâmiyette avam ise, servet ve rütbece yüksek olanlardan ziyade dine merbuttur. […]

27 Ocak 2013 0 Yorum Devamı →
32.Söz, 2.Ders

32.Söz, 2.Ders

08/15/2012 Bütün tabiatperest, esbabperest ve müşrik gibi umum envâ-ı ehl-i şirkin ve küfrün ve dalâletin tevehhüm ettikleri şeriklerin namına bir şahıs farz ediyoruz ki, o şahs-ı farazî, mevcudat-ı âlemden birşeye rab olmak istiyor ve hakikî mâlik olmak dâvâ etmektedir. İşte, o müddeî, evvelâ mevcudatın en küçüğü olan bir zerreye rast gelir. Ona rab ve hakikî […]

15 Ağustos 2012 0 Yorum Devamı →