Kur'an Okumaları

Yemin Olsun Bu Beldeye

Yemin Olsun Bu Beldeye

لَٓا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ ﴿١﴾ وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ ﴿٢ (Yemin olsun bu beldeye ki ona ancak sen yaraşırsın- helalsin) Kuranda Cenab-ı Hak bir şey üzerine yemin ediyorsa, bu şey mucize kabilinden Allah’ın varlığının delili olan bir şeydir. Yani Allah bir şeyin üzerine yemin ediyorsa onu kendi varlığının ya da o kontekst içinde yer alan […]

Allah’ın Mescidlerini İmar Etmek

Allah’ın Mescidlerini İmar Etmek

Tevbe, 9:17 مَا كَانَ لِلْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِد۪ينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ “Müşriklerin, kendi inkârlarına kendileri şahit iken, Allah’ın mescidlerini imar veya ziyaret etmeleri olacak iş değildir. Onların yaptıkları boşa çıkmıştır. Onlar ateşte sürekli kalacaklardır.” Yukarıdaki ayette geçen Allah’ın mescidleri ifadesi bana şunları çağrıştırdı: Mescid secde edilen yer demek. […]

İbn Teymiyye’den “Henoteizm” Üzerine

İbn Teymiyye’den “Henoteizm” Üzerine

İbn Teymiye, Abdülkadir Geylani hazretlerinin sözleri üzerine yaptığı yorumlarını “Feteva-yı İbn Teymiye” adlı külliyatının 8. cildinde toplamış (sayfa 465). Bu bölümde dikkatimi çeken bir paragrafı ilginç buldum. Önce paragrafın bir tercümesini sunayım, inşaAllah yanlış tercüme etmem. ” ‘Hubb-u lillah’ ile ‘hubbu ma’allah’ arasındaki fark sabittir, açıktır. Ehl-i tevhid ve ehl-i ihlas, Allah’dan gayrı herşeyi ‘lillah’ […]

Kısasta Hayat Vardır

Kısasta Hayat Vardır

Abdullah Berâ –  Bakara (2): 179  وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيٰوةٌ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır, böylece korunursunuz. Yukarıdaki ayet fıkhî verilen mana dışında şunları çağrıştırdı: Bize verilen latifeleri veriliş amacına uygun kullanmayıp Cenab-ı Hakkın isimlerini tanımadığımızda onun karşılığı bize doğrudan ve hemen (kısas) veriliyor. Mesela kainattaki rahmeti […]

Sebe’ Halkı ve Bereketli Kentler Arasında Yolculuk

Sebe’ Halkı ve Bereketli Kentler Arasında Yolculuk

K. Ali – Sebe’, 34:18 – Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” Sebe’, 34:19 – Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik […]

Tekâsür ve Kabirleri Ziyaret Etmek

Tekâsür ve Kabirleri Ziyaret Etmek

Mehmet Ali –  Tekâsür 102: 1-2 “Çoklukla övünmek sizi o derece oyaladı ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.” Ben nasıl kabirleri ziyaret ediyor olabilirim? Hangi halimle? Örnek aklına gelen varsa paylaşabilir mi? Şuna ne dersiniz? Ben çok şey elde etmek istedim/istiyorum ama elde etmek istediğim şeyleri hep eşyanın kendisinden bekledim. Eşyanın kendisinde hayat yoktur; eşyanın kendisinden […]

Hadis Okumaları

Ölümün Yüzüne Gülmek

Ölümün Yüzüne Gülmek

Habibe – “Külli nefsin zâikatü’l-mevt”, yani “Her nefis ölümü tadacaktır.” (3:185, 21:35, 29:57) Zincirlikuyu Mezarlığının girişinde yazılmış olan bu ayetten rahatsızlık duyuyor bazı insanlar. İnsanların nefsine ne kadar ağır geliyor gerçekler. Abdullah Berâ – İlgili bir hadiste Rasulullah (s.) şöyle söylüyor: “Lezzetleri acılaştıran ölümü çokça zikrediniz.” Kanaatimce bu hadis-i şerifte ölümü düşündüğümüz zaman mesela güzel bir meyve yerken artık […]

Mirac ve Namaz

Mirac ve Namaz

Bugün Cuma hutbesinde imam miracdan bahsetti. Rasulullah’ın (s.) miracdan bize hediye olarak namazı getirdiğini anlattı. “Hakkıyla kılınan namaz mü’min’in miracıdır” dedi ila ahir… Namaz bir insanın gittiği bir yerden dönerken tanıdıklarına hediye getirmesi gibi anlaşılmamalı kanaatimce. Namaz bir sonuçtur. Rasullah’ı miraca götüren ve o mirac sonunda namaza ulaştıran bir süreç var ve benzer bir süreçten […]

Beli Bükülmüş İhtiyarlarınız Olmasaydı

Beli Bükülmüş İhtiyarlarınız Olmasaydı

“Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belâlar sel gibi üstünüze dökülecekti.” Bu hadis genelde yaşlılar (yani belli bir yaşın üzerindekiler) olmasaydı deprem, kıtlık vs. olacaktı şeklinde anlaşılıyor. Bu anlayış ise dinin, peygamber sözünün, insanı dönüştüren, yaratıcısına yaklaştıran, marifetullahta mesafe katettiren yönüne pek uymuyor gibi. Bu hadisin çağrıştırdıkları şöyle bir şey olabilir mi? Burada “yaşlı” bir hakikati temsil […]

Hz. Peygamber’i (asm) Sevmek Nasıl Olur?

Hz. Peygamber’i (asm) Sevmek Nasıl Olur?

Habibe – Bugün okuduğum kitapta yazar nefsini dinlediği ölçüde kendini çok sevdiğini itiraf etmiş. Ve de Allah’ı ve Resulünü sevebilmenin ilk adımının kendini sevmekten vazgeçmek olduğunu belirtmiş. Ve kitapta Asr-ı Saadet tablosundan bir örnek sunulmuş. Hz.Ömer (r.a),her zamanki dürüst ve mert tavrıyla, Resul-i Ekrem’e (a.s.m) gelir ve O’na ”Seni kendim hariç herkesten çok seviyorum” der. Bu […]

Kitaplara ve Peygamberlere İman İlişkisi veya Kur’an ve Hadis İlişkisi

Kitaplara ve Peygamberlere İman İlişkisi veya Kur’an ve Hadis İlişkisi

Kur’an’a muhatap olmanın aşamaları: 1. Eğer bu kainat yaratılmış diye ikna olmuş isek, onun Yaratıcısı olmalı (Amentu billahi) ve bu Yaratıcı’nın Bilinçli olması zorunlu olduğundan (kâinat bunun şahidi) Yaratılışın bir maksadı olmalı. 2. Yaratılış maksadı da ancak yaratılış biçimiyle nakledilen manalarda aranır. Yaratıklar vasıtasıyla (insan duyguları dahil) ulaşılan manaların taşıyıcıları olmalı, ki bunlara melek ismi verilir (ve […]

Tekrar “Zarf-Mazruf” veya “Mülk-Melekût” Meselesi (Peygamberliği Anlama Açısından)

Tekrar “Zarf-Mazruf” veya “Mülk-Melekût” Meselesi (Peygamberliği Anlama Açısından)

Mehmet Ali hocamız Mesnevi-i Nuriye’nin Hübab Risalesinden bir bölümün analizini yapan, hayatımız kadar önemli bir meselenin açıklamasını daha önce “Mülk ve Melekût Meselesi” başlığıyla Ha-Mim’de yayınlamıştı. Ben çok heyecanlanarak okumuş ve önemine binaen, tefekkür alanımda hep canlı tutmaya çalışıyordum. Salat ve selam getirmenin manasını ve dolayısıyla Peygamberlik anlayışının dünyama nasıl yerleşmesi gerektiğini düşünürken kendimi şu noktada buldum: Muhammed’i […]

Risale-i Nur Okumaları

İhtiyarsız Dalalete Düşmek

İhtiyarsız Dalalete Düşmek

Habibe – Aşağıdaki parça ile ilgili kafama takılan bir sual var.  İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazen bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor. (Hakikat Çekirdekleri) Uzun zamandır derslerimizde de bahsettiğimiz gibi insan hakikati araştırma ve bulma fıtratı üzerine yaratılmıştır. İnsanın “neciyim, nereden geldim, nereye […]

Nefsin Yaratılmasının Hikmeti

Nefsin Yaratılmasının Hikmeti

28. Lem’a, 27. Nükte Yusuf Sûresi, 12:53 اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ Meali: (Haşiye) “Nefis daima kötü şeylere sevkeder.” âyetinin, hem de اَعْدَى عَدُوِّكَ نَفْسُكَالَّتِى بَيْنَ جَنْبَيْكَ mânâ-yı şerifi: “Senin en zararlı düşmanın nefsindir.” Hadîsinin bir nüktesidir. Tezkiyesiz nefs-i emmaresi bulunmak şartıyla kendi nefsini beğenen ve seven adam, başkasını sevmez. Eğer zâhirî sevse de samimî sevemez, […]

Buğday mı, Himmet mi?

Buğday mı, Himmet mi?

Yunus Emre’nin manevi serüveninin başlangıcını teşkil eden meşhur kıssasını bu yazıya konu edeceğim. Duymamış olanlar için kısaca: Anadoluda bir zaman kıtlık çıkmış. Yunus da fakir bir ekinci, o sene buğdaysız kalmış. Duymuş ki Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına gidenleri eli boş çevirmiyorlar. O da, ailesinin rızkı için yola düşmüş. Beraberinde dağdan topladığı bir miktar yemiş götürüp […]

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış

İKİNCİ DELİL-İ KUR’ÂNÎ: Delil-i ihtiradır. Bunun hülasası: “Mahlûkatın her nev’ine, her ferdine ve o nev’e ve o ferde mürettep olan âsâr-ı mahsusasını müntiç ve istidad-ı kemâline münasip bir vücudun verilmesidir. Zira hiçbir nev-i müteselsil, ezelî değildir. “İmkân” bırakmaz. Hem de bizzarure bazının “hudus”u, nazarın müşahedesiyle ve sairleri dahi aklın hikmet ve nazarıyla görülür.” Vehim ve […]

Said Nursi’nin Vasiyetnamesi

Said Nursi’nin Vasiyetnamesi

Bilirsiniz ki, şu zamanda şu vazife-i imaniye çok mühimdir. Benim gibi zaif, fikri çok cihetlerle inkısam etmiş bir biçareye yüklenmemeli, elden geldiği kadar yardım etmeli. Evet, mücmel ve mutlak hakaik, biz zahirî vesile olup çıkıyor. Tanzim ve tasfiye, tasvir ise, kıymettar, muktedir ders arkadaşlarıma aittir. Bazan onlara vekâleten tafsilâta, tanzimata girişiyorum, noksan kalıyor. Barla Lahikası […]

İslam’ın Geleceği Efkârın Hâkimiyetinde

İslam’ın Geleceği Efkârın Hâkimiyetinde

Sekizinci Mukaddeme Şu gelen uzun mukaddemeden usanma. Zira nihayeti, nihayet derecede mühimdir. Hem de şu gelen mukaddeme her kemâli mahveden ye’si öldürür. Ve herbir saâdetin mâyesi olan ümidi hayatlandırır. Ve mazi başkalara ve istikbal bize olacağına beşaret verir. Taksime razıyız. İşte mevzuu, ebnâ-yı mâzi ile ebnâ-yı müstakbeli muvazene etmektir. Hem de mekâtib-i âliyede elif ve […]

Risale-i Nur Okumaları

Delil-i İnayet

Delil-i İnayet

“Belâgat-i Kur’âniyenin ulüvv-ü rütbesini ilan eden ve istikamet cihetiyle en kısası ve vuzuh cihetiyle beşerin umumuna en eşmeli olan mirac-ı Kur’ânîdir. İşte biz dahi bunu ihtiyar ettik. Bu da iki nevidir: Birincisi: Delil-i inayettir ki, menafi-i eşyayı tadat eden bütün âyât-ı Kur’âniye bu delile imâ ve şu burhanı tanzim ediyorlar. Bu delilin zübdesi, kâinatın nizam-ı […]

Hangi Hallerde Te’vile (Yoruma) Gidilir

Hangi Hallerde Te’vile (Yoruma) Gidilir

“Takarrür etmiş usuldendir: Akıl ve nakil teâruz ettikleri vakitte, akıl asıl itibar ve nakil te’vil olunur. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.” Muhakemat İslam düşünce tarihinde, özelde Eş’ari ve genelde Ehl-i Sünnet diye bilinen geleneğin temel prensiplerinden birisi, bu yukarıdaki Nursi’nin naklettiği cümlede özetlenir. Konu görüldüğü kadar kolayca çözümlenebilecek cinsten değildir. Çok uzun tartışmalara konu olmuş […]

”Kitap” Kainattan ”Konuşan” Kainata

”Kitap” Kainattan ”Konuşan” Kainata

Newton’un da kainatı bir “kitab”a benzetmesinden bahsedince, insanlar “Mekanik dünya” görüşüne saplanıp kalıyorlar. Risale-i Nurlar’da da kainat bir kitaba benzetildi diye (“kitab-ı kebir-i kainat” ifadesi çok geçer) mekanik dünya görüşü savunuluyor iddiası yayılıyor. Nursi’de, kainat hiçbir surette, hiçbir parçası ile “sabit” değildir, daima değişir. Statik kainat anlayışı yoktur, dinamik kainat anlayışı vardır. Bu dinamik kainat […]

Said Nursi’nin İslam Âleminde Gördüğü Hatalar ve Getirdiği Çözümler

Said Nursi’nin İslam Âleminde Gördüğü Hatalar ve Getirdiği Çözümler

“Cemi’ zerrat-ı kâinat, birer birer zât ve sıfât ve sair vücuh ile gayr-ı mahdude olan imkânat mabeyninde mütereddit iken, bir ciheti takip, hayretbahşâ mesâlihi intâc etmekle Sâniin vücûb-ul vücuduna şehadetle, avalim-i gaybiyenin enmuzeci olan lâlife-i Rabbaniyeden ilân-ı Sâni eden itikadın misbahını ışıklandırıyorlar. Evet, herbir zerre kendi başıyla Sânii ilân ettiği gibi, tesâvir-i mütedahileye benzeyen mürekkebat-ı […]

Kâinat Kadar İhtiyâcât

Kâinat Kadar İhtiyâcât

Bazen çarşıda, pazarda şöyle bir tablo görürüz: Bir çocuk bir oyuncak istiyor; çıldırmış gibi ağlıyor, yerlerde sürünüyor. Annesi ise onun isteğini kabul etmiyor ve ağlamasına aldırmıyor. İlk bakışta çocuğun durumu bizi üzer ve ona acırız ama “annesinin” gözetiminde olduğunu görünce ve bu ihtiyacı karşılamayanın “annesi” olduğunu farkedince rahatlarız. Çünkü biliriz ki annesi o çocuğu en […]

Mülk ve Melekût Meselesi

Mülk ve Melekût Meselesi

Mülk ve melekût konuları ile ilgili bazı hususları paylaşmak istiyorum. Konu ile ilgili Mesnevi-i Nuriye’de şöyle bir parça var: “İ’lem eyyühe’l-aziz! Herşeyin, içine melekût, dışına da mülk denir. Bu itibarla insan ile kalb, birbirine hem zarf, hem mazruf olur. Çünkü, insan mülk cihetiyle kalbe zarf olur, melekût cihetiyle de mazruf olur.” Mesnevi-i Nuriye, Hubâb Bu konuyu müzakere […]